Dergiler
Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi > Dergiler | Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi Sayı 43 - / Yıl 21, Sayı 43

Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi Sayı 43



TKİ Dergisi

TÜRKİYE’DE SOSYAL BİLİMLERDE AKADEMİK DERGİCİLİĞİN MESELELERİ ÇALIŞTAYI RAPORU
Son yıllarda sosyal bilimler alanındaki akademik dergilerin sayısının çok hızlı artması nitelik bakımından bazı problemleri de beraberinde getirmiştir. Dergilerde yayınlanan makalelerin niteliği, hakemlik, editörlük ve indeks aboneliği konusunda ciddi aksaklıklar görülmektedir.
DOĞU EDEBİYATI ÇEVİRİSİNDE MELEZLİK - ŞARK RESMİNİN GARP ALIMLAMASIYLA KAYNAŞMASI BİR KÜLTÜRLERARASILIK KONSEPTİ OLABİLİR Mİ?
HYBRIDITÄT IN DER ÜBERSETZUNG ORIENTALISCHER LITERATUR – VERSCHMELZUNG MORGENLÄNDISCHER ILLUSTRATIONEN UND ABENDLÄNDISCHER REZEPTION ALS EIN INTERKULTURALITÄTSKONZEPT?
Bu çalışmanın amacı Doğu Edebiyatı çevirilerindeki melezlikleri irdelemektir. Bu bağ- lamda çalışmanın odak noktası, Alman Edebiyatında 18. ve 19. yüzyıllarında kaleme alınan Doğu metinleri (aktarma ve çeviri anlamında) olacaktır.
GÖSTERGEBİLİMSEL AÇIDAN ESKİ UYGURCA ÇAŞTANĖ BEY HİKAYESİ
THE STORY OF KING CHASHTANA IN OLD UIGHUR FROM THE POINT OF VIEW OF SEMIOTICS
Soyut veya somut şeylerin yerine geçebilen, onları işaret eden, gösteren belirti ve tanım- lık öğeler gösterge olarak tanımlanmaktadır. Duman, ateşin; çatık kaşlar, kızgınlığın göstergesi sayılır.
DİYARBAKIRLI HÂMÎ’NİN MANZUM BİR SEYAHATNAMESİ YAHUT LÂLE DEVRİ’NDE ÂBÂD İSTANBUL HÂRİCİNDEKİ YABANÂBÂD
A VERSE TRAVELOGUE BY HAMI OF DIYARBAKIR OR THE WILDERNESS OUTSIDE CIVILIZED ISTANBUL IN TULIP PERIOD
Osmanlı tarihinde çoğunlukla “inkıraz devri” olarak adlandırılan ve özellikle göz kamaştırıcı 12 yıllık bir dönemi (Lâle Devri 1718-1730) de içerisinde barındı- ran XVIII. yüzyıl, Osmanlı siyasî tarihi açısından olduğu kadar edebiyat, kültür ve sanat tarihi açısından da önem arz eder.
KÂSIM-I ENVÂR’IN EDEBÎ MİRÂSI VE KLASİK TÜRK EDEBİYATINA ETKİSİ: SARI ABDULLAH EFENDİ ÖRNEĞİ
LITERARY LEGACY OF QASEM ANWAR AND HİS INFLUENCE TO CLASSICAL TURKISH LİTERATURE: THE CASE OF SARI ABDULLAH EFENDI
Kâsım-ı Envâr (ö. 837/1433), Timur’un (1370-1405) oğlu Şâhruh (1405-1447) döneminde Gîlân, Herat, Semerkant ve Horasan civârında yaşamış bir sûfî şâirdir.
FUZÛLÎ'NİN AYAKKABICILIK TERİMLERİ İLE YAZDIĞI MUVAŞŞAH GAZELİ
FUZULI’S MUVAŞŞAH GHAZAL THAT HE WROTE WİTH SHOEMAKİNG TERMS
Şair ve yazarların büyük çoğunluğu gördükleri, dinle- dikleri, yaşadıkları hayatı, kurguyla süsledikten sonra yazıya döker. Edebi- yat araştırmacıları da eser sahibinin yaşadığı dönemi aydınlatan bu kültürel öğeleri, kurgulanmış sanat metinlerinin içinden çekip çıkarmaya çalışırlar.
SULTAN III. MURAD’IN LUGAZLARI VE BU LUGAZLARA YAZILAN CEVAPLAR
THE ‘LUGAZS’ OF SULTAN MURAD III AND ANSWERS TO THESE ‘LUGAZS’
Klasik Türk edebiyatı ürünlerinin birçoğunda anlamı gizleme, örtme, îmâ etme ya da sezdirme eğilimi vardır. Bu durum şairin âdeta birinci öncelikli görevi gibidir.
KLASİK TÜRK ŞAİRİNİN DİLİNDEN “BAYKARA MECLİSİ”
BAYKARA COUNCIL’ FROM THE LANGUAGE OF CLASSICAL TURKISH POET
Herât’ın önemli bir kültür ve medeniyet merkezi olmasını isteyen Hü- seyn-i Baykara, bunu gerçekleştirmek için büyük bir gayret göstermiştir
DOĞU’DAN BATI’YA KÜLTÜR VE SANAT ETKİLEŞİMİNDE OSMANLI ÇATMA YASTIK YÜZLERİNİN YERİ VE ÖNEMİ
Ottoman Voided-Velvet Cushion Covers (Yastık) at The Crossroads of The East and West
Osmanlı döneminde sıkça kullanılan çatma kadife yastık yüzleri, Türklerin geleneksel yaşam biçimini yansıtmaktadır. Osmanlı yastık yüzlerinde görülen kompozisyona baktığımızda, yastığın kısa kenarla- rında yer alan nişli bordürlerin, Mısır’daki Memlüklerin yastıklarına çok benzediğini görmekteyiz.
BAHRİYE MÜZE VE KÜTÜPHANE İDARESİ’NİN KURUCU MÜDÜRÜ MEHMET HİKMET (SALAHOR) PAŞA (1863-1934): HAYATI, ASKERÎ FAALİYETLERİ VE ESERLERİ
FOUNDER DIRECTOR OF THE NAVAL MUSEUM AND LIBRARY ADMINISTRATION MEHMET HIKMET (SALAHOR) PASHA (1863-1934): HIS LIFE, MILITARY ACTIVITIES AND WORKS
Bahriye Mektebi’nden 1882’de mezun olan Mehmet Hikmet Paşa, Osmanlı do- nanması ile Bahriye Nezareti’nin çeşitli daire ve komisyonlarında uzun yıllar görev yapmıştır. Atina Sefareti emrinde ataşenaval (deniz ataşesi) olarak bulunmuş, ar- dından Sultan II. Abdülhamit döneminde Yıldız Sarayı’nda...
PADİŞAH KIZLARININ KÜÇÜK YAŞLARDA YAPTIKLARI ŞEKLÎ EVLİLİKLER: III. AHMED’İN KIZI FATMA SULTAN ÖRNEĞİ
THE SYMBOLIC ROYAL MARRIAGES OF VERY YOUNG OTTOMAN PRINCESSES: THE CASE OF FATMA SULTAN, DAUGHTER OF AHMED III
Osmanlı padişahlarının kızları, her dönem siyasi evliliklerin önemli birer parçası oldular. Siyasi çıkarların ağır bastığı durumlarda kızlar, bulûğa er- meleri beklenmeden, devrin önde gelen devlet adamlarıyla evlendirildiler. Örneklerine 17. ve 18. yüzyıllarda rastlanan bu modelde, gerçek...
“BELDE-İ TAYYİBE” İSTANBUL, OSMANLILAR İÇİN LANETLİ BİR ŞEHİR, FETHİ DE KIYAMET ALAMETİ MİYDİ?
FOR OTTOMANS WAS “BELDE-I TAYYIBE” ISTANBUL A CURSED CITY AND WAS ITS CONQUEST THE SIGN OF DOOMSDAY?
Bazı araştırmacılar, muasır Osmanlı müelliflerinin İstanbul'un fethini kıyamet alameti olarak gördüklerini, fethe muhalif olduklarını ve şehrin lanetli olduğuna inandıklarını iddia etmektedirler. Bunun yanında şehrin fethini müjdeleyen meş- hur hadisin bu müelliflerin malumu olmadığı, mezkûr...